ТАТ РУС ENG

Иҗат

Abdullah Tukay Bayron’dan

Birkaç yıl sonra, oku bu şiiri, Anlarsın belki, bu hasretli şiiri. Düşünürsün: Şâirin nasıl sevdiğini, Nasıl yandığını, senin için can verdiğini. Heyhat şimdi şâir yok, dersin, Yok artık o nâdir insan, dersin. Yaşıyordu, şimdi ise...


Abdullah Tukay Sute duşen fare

 (Bir Amerikan gazetesinden) Nasıl olmuş bilmem, birgünyer altı kuşu, fare, Sendelemiş de ambarda bir tas sütün içine düşmüş. Yüzmüş tasta ileri geri, hiç çıkamamış! Sütün içinde çırpınmış, tastan kurtulamamış. Yüzmüş durmadan, yorulmadan, hâline yürekler dayanmaz;...

Abdullah Tukay Şiller’den

Paylaş sen, seviyorsan beni, ilim ile irfanını; Ne biliyorsan, olsun ikimizin ortak  malı. Hâlbuki sen, "istersen canımı vereyim" diyorsun; Canın neye yarar, canını ben ne yapayım? (1907) Çevirmen: Dr. Fatma Őzkan (Чыганак/Источник: Abdullah Tukay’in şiirleri....

Abdullah Tukay Beşikteki yavru

Bahtiyar çocuk! Ona göre, dar beşik de geniştir! İki at bir kuruştur; deniz, avuç kadardır! Ancak, günün birinde, büyüyüp, delikanlı olduğunda, Görünecektir geniş dünya ona mezardan daha dar. (1907) Çevirmen: Dr. Fatma Őzkan (Чыганак/Источник: Abdullah...

Abdullah Tukay Mahpus

 (Puşkin’den) Kaldım demir kafes içinde, Kaygı, keder, dert içimde; Karanlık, izbe, nemli yerde Her zaman aynı renkte, tek şekilde. Çıkıverdi birgün yeni bir iş: Açık havada yetişmiş körpe karakuş. Pencereme gelip kondu, Kanlı pençesiyle tutundu....

Abdullah Tukay Yar ile sohbet

Bir zamanlar kara gözlü, kara kaşlı Bir güzelle otururdum karşı karşıya; O kız nasıl da sohbet eder, Anlatmaya başlardı, gördüklerini, bildiklerini. Gözlerimi gözlerinden ayırmayınca, Her sözüne: "ya, öyle" deyince, Âşıkının onun sözlerini anladığını sanırdı, Yontulmuş...

Abdullah Tukay Kapi bagi

 (Kış düğünlerinde) Kapı bağı bir altın, Bizim ablamız bin altın; Isınayım dersen, bir altın Ver, enişte dışarısı pek serin. Pintilik edecek zaman değil, Ver enişte, cimrileşme; Para vermeden sokmayız, Bekle, sabırsızlık etme. Senin sevgilin de...


Abdullah Tukay Altina karşi

Ey Tanri’m, yeryüzünden kaldır altını, al, Yakıcıdır, bu mukaddes yerden bu alevi al! Emret meleklere, cihanı temizlesinler, Bütün altınları toplayıp, cehenneme atsınlar. Sapsarı şeytandır onlar, orada yaksınlar, Bütün âsiler için onlardan alsınlar. İblisten, şeytanlardan dünya...