ТАТ РУС ENG

Abdullah Tukay Soğuk

                               1
Rusların bayramı geçip gitti. Hava soğuk,
Kulaklarda, burunlarda uğuldar rüzgâr.
Ilık, sobasız dükkânlarda satıcılar,
Mallarını satarlar, soğuktan ellerini oğuşturarak.
Zenginler, giymişler laştıan kürkü, tilki kürkü,
Kendi fikirler ince Samanpazarı kürkü.
Uzanmış eller, çıplaklık, yırtılmış paltolar,
Görünür onlara, hoş ve gülünecek birşey gibi.
Serseriler güruhu toplanır barlarda.
Soğuktan sızlıyor sirt ve enseler.
Meyhane açılır açılmaz, halkımız,
Kuvvetle vurur, günâhı olmayan şişeye.
Derler ona: "İçindeki suyu çıkar,
Onunla bizi ısıt, bizi sula;
Bize içten gömlek giydir, ceket giydir,
Güçlü alkol! Elinde senin büyük kudret var".
Öğrenciler, mektepliler, çabukça atılırlar.
Koşuşurlar, kulaklarını gizleye gizleye.
İçki düşman sayılır, mektepliler arasında,
Ancak, soğuklar insanı mecbur ediyor içmeğe.
                                   
2
Dışarı çıkarsan, karşına rüzgâr çıkar,
Fırtına çıkarsa, yolunu şaşırtır;
Çektiğin at ansızın duraklar,
Korkarsın: Hırsızla karşılaşırsın, kurt olur.
Buraya bak, kötü, pis, melun kurt!
Boğazına sopa ve şiş giresice, kurt,
Köylülerin tırmığına benzeyen dişin,
Maişet yazarının beyni gibi çürüsün,
Neden zavallı köylüleri mağdur edersin?
Yağmalamakta sınır tanımazsın?
Köylü senin için mi yiyecek sağlar;
Doru atını, senin olsun diye mi koşar?
                                     3
Hava söğüdü, Kaban Gölü buz tuttu.
Sürmeğe başladı, zenginler atlarını.
Gece sürsen, gündüz sürsen, hep sürsen,
Geçemezsin akıllı İşmurat’ı.
Zengini ısırmaz, ne kış, ne de soğuk.
Çürük gölde, birbirini kovalayarak,
Delikanlılarla kızlar gezer, gülüşerek,
Buz üzerinde patenlerle kayarak.
                                    
4
Nedendir bilmem, gece, uzun uzun gezdim sokakta,
Rahatsız oluncaya, her tarafım donuncaya kadar.
Isınmak için birisiyle münâkaşa edeyim, dedim.
Yolda, kavga edecek adam arıyordum.
Birisinin gittiğini gördüm.
Kılık kıyafeti yeni ve gıizelce.
Etrafa bakınarak gittiği sırada,
Pat diye çıktım ben karşısına.
Kızgınlıktan vücût hararetimin arttığını hissettim,
Hey, hey diye bana vurmak istedi,
Kötü adam, beni daha fazla ısıtmasin diye,
Bendeniz pek çabuk, kalkıp kaçtım.
Boşa gidince, gayretlerim, ben beye,
"Dur hele, veririm ben ağzına;
Bir daha gelip bey birini vermesin diye,
Çekilirim yavaş yavaş geriye.
                                        5
Rus kardeşler, pek güzel ettiler bayram,
Pekçok kimyacı için oldu tatil;
Geçen sene, hayır, bizim hangi bayramdaydı,
Tatarlardan bâzıları da öldü içmekten.
İçer halk, soğuk, deyip, bayram deyip,
İçer halk, helâl deyip, haram deyip;
"Çin portakalı sandıkta", deyip;
İçmeden geçen gençlik boştur, deyip.

                             
Halk şarkisi

 
Çin portakalı,
Çelir derler sandıkta;
Yaşlandıkça pişman olursun,
Sarhoş kal gençlikte!


(1913)



Çevirmen: Dr. Fatma Őzkan

(Чыганак/Источник: Abdullah Tukay’in şiirleri. — Çevirmen Dr. Fatma Őzkan. — Türk Kültürünü Araştirma Enstitüsü, 1994).


Комментарий язарга


*